Genel

Gıdaya Ticari Bir Bakış; “YUMURTA BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ TOHUM” Hikayesi ile…

    Ticari alandaki gelişmeler gıda alanında ki değişimlere ve yeni varyasyonların oluşumuna ivme vermiştir. Bu gelişmeler sonucunda her ülkenin sağlık durumunun negatif etkilendiği ortadadır. Bizler ise sağlık sorunlarımızın çoğunu genellikle teknolojiyle bağdaştırdık oysa teknolojik gelişmeler de ticaretin bir parçasıdır, o da gıda aynı gibi durumlara maruz kalabilmektedir. Buradaki en büyük problem ticari gıda faliyetlerinin kontrol yetersizlikleridir. Çünkü kar amaçlı iş yapılması sağlıksız gıdaları da tüketilebilir duruma getirirken, gerekli kontrollerin yapılmış olması kar marjını olumsuz etkiliyor.

   Ticari gelişmelere karşı sağlıklı yaşam kültürünün boyun eğmiş olduğunu kabul etmeyen yoktur. Bebeklerin içtiği sütten, evimizde tüketeceğimiz una kadar çoğunun taklit ve tağşişi tavan durumda sebebi ise ifade edildiği gibi ticari kar durumu yani para hırsı. Bu hırs da gıdaların, insanlığın ortak ürünü olduğunu zaman içerisinde herkese unutturdu. Canlıların vazgeçilmezi olan gıda süreç içinde ticaretin bir parçası olarak kabul ettirilip, kontrolsüz bir duruma getirildiğinde ise oluşan ticari tabloyu Tolstoy’ un kaleminden bir hikaye ile paylaşmak istedim.

YUMURTA BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ TOHUM

Bir gün çocuklar hendekte oynarken yumurta büyüklüğünde ortası yarık, tohuma benzeyen bir şey buldular. Oradan geçmekte olan biri çocukların elinde bunu gördü ve beş kapik verip satın aldı. Şehre götürüp, nadir bulunan bir şey diye çara sattı. Çar bilgeleri çağırıp bu şeyin ne olduğunu söylemelerini emretti. Bilgeler düşündüler, taşındılar ama bu şeyin ne olduğunu bir türlü bilemediler. O sırada, pencere kenarında duran bu şeyi, bir tavuk sıçrayarak gagalamaya başladı ve ortasını oydu. İşte o vakit orada bulunan herkes, bu şeyin tohum olduğunu anladı. Bilgeler çara bunun bir buğday tanesi olduğunu söyledi.

    
Çar şaşırıp kaldı. Bilgelere, bu tohumun ne zaman ve nerede yetiştiğini öğrenmelerini emretti. Onlar da kitapları karıştırdılar, uzun uzun düşündüler ama hiç bir şey bulamadılar. Çara gelip dediler ki:
-Maalesef, bu şey hakkında bir şey bulamadık. Kitaplarda da buna dair bir şey yazılı değil. Köylülerden birine sormak lazım. Bu tohumun ne zaman, nerede ekildiğini belki ihtiyarlardan biri bilir. Çar, ihtiyar bir köylünün huzuruna getirilmesini emretti. Hemen bir ihtiyar bulup çara getirdiler.
Koltuk değneklerine dayanarak zor güç yürüyen bir ihtiyar huzura geldi. Çar tohumu ona gösterdi. Fakat ihtiyarın gözleri iyi görmüyordu. Bu yüzden biraz gözlerinin, biraz ellerinin yardımıyla tohumu tetkik etti.

Çar:
-Dedeciğim! Bu tohum nerede yetiştiğini bilir misin? Sen, tarlana böyle bir buğday ektin mi? Yahut, ömründe hiç böyle bir şey satın aldın mı? Dedi.
İhtiyar sağırdı. Bu yüzden denileni zorlukla işitip anlayabildi. Sonra dedi ki:
-Hayır, tarlama böyle bir buğday ne ektim ne de biçtim. Satın da almadım. Ben,hep küçük tohum alırdım. Fakat babama da soralım. Belki o böyle bir tohumun nerede yetiştiğini bilir. Çar, ihtiyarın babasını çağırtmak için hemen adam yolladı. İhtiyarın babası bir değneğe dayanarak çarın huzuruna geldi. Çar ona da tohumu gösterdi. İhtiyarın gözleri oldukça iyi gördüğü için tohumu adam akıllı inceledi.


Çar: ”İhtiyar, bu tohumun nerede yetiştiğini biliyor musun? Sen tarlana böyle bir tohum ektin mi? Yahut da ömründe hiç böyle bir tohum aldın mı ?”diye sordu.
İhtiyarın babası biraz ağır işitiyordu. Fakat yine de oğlundan daha çabuk anladı.
-Hayır, dedi. Ben böyle bir buğday ne ektim, ne de biçtim. Satın da almadım. Çünkü bizim zamanımızda para diye bir şey yoktu. Herkes kendi ekmeğini yapardı. İhtiyaç olunca da aralarında paylaşırlardı. Böyle bir tohumun nerede yetiştiğini bilmiyorum. Bizim zamanımızda tohumlar bugünkülere göre daha büyüktü ama böylesini hiç görmedim. Babamın anlatımına göre, onların zamanında bugünkülerden daha iyi, daha iri buğdaylar yetişirmiş. Birde ona sormalı. Bunun üzerine çar bu ihtiyarın da babasını çağırtmak için adan gönderdi. Adamı bulup çarın huzuruna getirdiler. Adamcağız bir değneğe falan dayanmadan gayet iyi yürüyordu. Gözleri oldukça iyi görüyor, kulakları da iyi işitiyordu. Konuşması da gayet düzgündü. Çar ona tohumu gösterdi.

İhtiyar tohumu evirip çevirdi; ona iyice baktı ve :


-Çoktandır bu buğdayları göremez olmuştum, dedi.
Sonra tohumun dişiyle ısırdı. Bir parçasını ağzına alıp çiğnedi.
-Evet, evet o dedi
Çar:
-Anlat bakalım ihtiyar, dedi. Bu buğday ne zaman nerede yetişirdi? Tarlana böyle bir tohum ektin mi? Yahut böyle bir tohum satın aldın mı?
İhtiyar dedi ki:
-Bizim zamanımızda bu buğdaylar her yerde yetişirdi. Bunlarla hem kendimiz hem de başkalarını beslerdik. Böyle buğdayları eker, böylesini biçer ve harman ederdik.
Çar:
-Söyle bana ihtiyar, dedi. Sen eker miydin, yoksa satın mı aldırdın?

İhtiyar gülümseyerek:
-Bizim zamanımızda ekmek alıp-satmak gibi bir günahı işlemek kimsenin hatırına gelmezdi. Hiç kimse para falan bilmezdi. Herkesin kendine yetecek kadar ekmeği vardı, dedi.
Çar ona sordu:
-Öyleyse söyle bana ihtiyar. Bu buğdayların nerede ekerdin, tarlan neredeydi?
-Bizim zamanımızda toprak Allah’ındı. Nerede çift sürersem orası tarlam olurdu. Toprağı paylaşmak yoktu o zamanlar. Hiç kimse ”benim tarlam” demezdi. Yalnızca ekmek için ”benim” kelimesi kullanılırdı.

Çar:
-İhtiyar! Sana iki şey daha soracağım. Sorumun birincisi şu: Böyle buğdaylar eskiden yetişiyordu da şimdi niye yetişmiyor? İkincisi de şu: Torunun iki değnekle, oğlun bir değnekle yürüyor da sen niçin böyle sapasağlamsın, gözlerin cam gibi parlak, dişlerin sağlam, konuşman açık ve tatlı? Dedeciğim bunların nedenini anlat bana.
İhtiyar çara söyle cevap verdi:
-Bunun sebebi şu: Çünkü insanlar kendi işleriyle uğraşmayarak yaşamayı bıraktılar. Başkalarının işleriyle uğraşır, başkalarının haklarına göz diker oldular. Eskiden, bugünkü gibi yaşanmazdı. Allah’ın emri doğrultusunda yaşanırdı. Herkes işiyle uğraşır, başkalarının işine göz dikmezdi.

Dilerseniz sitemize üye olabilir ve/veya sosyal medya hesaplarımız olan  instagram ve facebook üzerinden ambalajlı ürün incelemelerimizi , twitter  üzerinden paylaştığımız gıdaya dair bilgileri  ve linkedin  üzerinden iş ilanlarına olan desteklerimizi farklı birkaç yazımızı bulabilmek için bizi takip edebilirsiniz.

Bir önceki yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Kardeş Sitemiz olan gidamuhendisi.net üzeründen de ilginizi çeken yazıları okumanızı öneririz.

TOLSTOY-İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN YUMURTA BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ TOHUM hikayesi
Kaknüs yayınları sayfa 40-41-42

Please follow and like us:
error

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Facebook
LinkedIn
Instagram
Araç çubuğuna atla